Pēji Talks 3. Bölüm / Müzede Drama Atölyeleri – Lider Hepgenç

Müzeler sadece eski eşyaları koruyan, sergileyen ve sessizce gezilen soğuk binalar mıdır? Yoksa geçmişle geleceğimiz arasında köprü kuran, yaşayan eğitim kurumları mı? Pēji Talks podcast serimizin bu bölümünde, Müzeler Haftası vesilesiyle rotamızı tarihe ve sanata çeviriyoruz. Konuğumuz, çocuklara müzeleri sevdirme konusunda akla gelen ilk isimlerden biri olan, yaratıcı drama eğitmeni ve yazar Lider Hepgenç.

Eskiden “tek sıra halinde, sessizce” yürüdüğümüz müze koridorlarında artık çocuklar oyunlar oynuyor, canlandırmalar yapıyor ve sanatı okumayı öğreniyorlar. Peki bu dönüşüm nasıl sağlandı ve çocuklar için müze okuryazarlığı neden bu kadar önemli?

Müzeler Neyi Korur: Eşyaları mı, Hafızayı mı?

Müzelerin ne işe yaradığı sorusu, yetişkinler için tarihi ve kültürel bir mesele olsa da bir çocuk için çok daha pratik bir anlama sahip olabilir. Lider Hepgenç, İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde 5. sınıf öğrencileriyle yaptığı bir etkinlik sırasında karşılaştığı o çarpıcı soruyu şöyle anlatıyor:

“Çocuğun biri bana dönüp ‘Bunlar benim ne işime yarayacak?’ diye sordu. Türkçe veya matematik dersinde bu soruyu duyarsınız ama müzede ilk kez karşılaştım. Ona dedim ki: ‘Bu sabah kalktın ve geçmişe dair hiçbir şey hatırlamıyorsun. Adın Ahmet ama dün yaşadıklarını bilmiyorsun. Yine aynı Ahmet olur musun?’ Çocuk ‘Olmam’ dedi. İşte müzeler insanlığın geçmişini anlatan yerlerdir. Eğer onlar olmazsa, insanlık olarak bulunduğumuz yerde olamayız.”

Müzeler öncelikle tarihi eserleri koruma altına alır, ancak asıl yaptıkları o eşyalar aracılığıyla hikayeleri, geçmişi ve toplumsal hafızayı geleceğe sunmaktır. Hızlıca değişen şehirlerin içinde kültürel kimliği yakalamanın en iyi yolu, o şehrin kent müzelerini ziyaret etmektir.

Askeriyeden Drama Öğretmenliğine Uzanan Bir Müze Serüveni

Lider Hepgenç’in müzelerle olan ilişkisi çok ilginç bir tesadüfe dayanıyor. Geçmişte Türk Silahlı Kuvvetleri’nde astsubay olarak görev yaparken yolu yaratıcı dramayla kesişen Hepgenç, kariyerini tamamen değiştirerek drama öğretmeni olmaya karar vermiş. Çağdaş Drama Derneği’ndeki eğitimi sırasında 24 yaşına kadar müzeleri “sıkıcı yerler” olarak gören Lider, 6 saatlik bir müze çalışmasının ardından büyük bir aydınlanma yaşamış:

“24 yaşında bu vizyona sahip oldum ve ‘Yok, çocuklar daha erken yaşta bununla tanışsınlar’ dedim. Bitirme tezimi müzede yaratıcı drama üzerine yazdım ve her şey böyle başladı.”

Müze Okuryazarlığı: Eserlere Yeni Bir Gözle Bakmak

Çoğumuzun çocukluğundan müzelere dair net bir anısı yoktur; çünkü o dönemki ziyaretler hızlı, yüzeysel ve sıkıcıydı. Ancak bugün, drama gibi yöntemlerle çocuklar müzelerde saatlerce kalıyor. Eserin sadece tarihi boyutunu değil, sanatsal işleniş biçimini, hikayesini ve arka planını öğreniyorlar.

Bu müze okuryazarlığı, çocukların sanata bakış açısını temelden değiştiriyor. Bir resim heykel müzesinde durup, “Bu resmi buraya koymuşlar ama ışık tam doğru açıyla gelmemiş” diyerek kürasyonu eleştirebilen 11 yaşında çocuklar yetişiyor. Müzeler artık çocukların bir eseri “okumayı”, incelemeyi ve sorgulamayı öğrendikleri devasa laboratuvarlara dönüşmüş durumda.

Müzede “Az Çoktur” Felsefesi

Lider Hepgenç, devasa müzeleri gezerken çocukları yormamak için çok özel bir yöntem uyguluyor. Bir buçuk saatlik bir müze gezisinde müzenin tamamı değil, sadece 4-5 eser inceleniyor. Etkinlik sonunda başka koridorları veya üst katları gösterip “Buraya gitmedik, süremiz bitti” dediğinde çocukların “Gidelim!” diye isyan etmesi, aslında o gezinin ne kadar başarılı olduğunun en büyük kanıtı. Çünkü müzeye bir defa gidilmez; her seferinde başka bir köşesi, başka bir hikayesi keşfedilir.

Yurt Dışı Müzeleri ve Çarpıcı “Eser İadesi” İkilemi

Hepgenç, sadece Türkiye’de değil, Paris’teki Louvre Müzesi ve Londra’daki British Museum gibi dünyanın en büyük müzelerinde de çocuklarla drama etkinlikleri düzenliyor. Bu gezilerin en can alıcı noktalarından biri ise, bizim topraklarımızdan götürülen tarihi eserler üzerine çocuklarla yapılan tartışmalar.

Çocuklar eserlerimizi yurt dışında görünce doğal olarak milliyetçi bir refleksle “Neden almışlar, geri versinler!” diyorlar. Ancak işin diğer boyutunu dinlediklerinde kafaları karışıyor:

“Çocuklara diyorum ki; Berlin’deki Pergamon Müzesi’nde Zeus Sunağı var. Eğer Almanlar onu zamanında oraya götürmeseydi, Bergama’daki halk o tapınağın mermerlerini kırıp ev yapmak için kullanıyordu. Onlar götürmeseydi, bizim böyle bir sanat eserinden haberimiz bile olmayacaktı. Onlar koruma altına aldı, şimdi biz kıymetini biliyoruz, geri verin diyoruz. Sizce hangisi doğru?”

Bu felsefi tartışma, çocukların olaylara tek yönlü değil, çok boyutlu ve eleştirel bakmasını sağlıyor.

Mutlaka Görülmesi Gereken Müzeler

Eğer yolunuz düşerse, Lider Hepgenç’in ve Nalan Hanım’ın hem aileler hem de yetişkinler için mutlaka ziyaret edilmesini tavsiye ettikleri müzeler şunlar:

  • İstanbul Arkeoloji Müzeleri: Osman Hamdi Bey’in büyük vizyonuyla kurulan, İskender Lahdi gibi muazzam hikayelere ev sahipliği yapan Türkiye’nin göz bebeği. (Özellikle yeni restorasyondan çıkan Eski Şark Eserleri binası mutlaka görülmeli.)
  • Anadolu Medeniyetleri Müzesi (Ankara): Anadolu tarihini en iyi özetleyen merkezlerden biri.
  • Hatay ve Şanlıurfa Arkeoloji Müzeleri: Doğunun Mona Lisa’sı Çingene Kızı ve devasa mozaikleri barındıran eşsiz yerler. Haleplibahçe Mozaik Müzesi de rotaya eklenmeli.
  • Kedi Müzesi (Beşiktaş/İstanbul): Edebiyattan çizgi filmlere, kediye dair her şeyin olduğu harika bir “tematik müze” örneği.

Müze Gezilerini Taçlandıracak Çocuk Kitabı Önerileri

Bir müzeyi rehbersiz veya eğitimsiz geziyorsanız, müze temalı çocuk kitapları harika birer kılavuz olabilir. Çocuğunuzla yanınıza sadece biraz boya kalemi ve oyun hamuru alarak müzeyi interaktif bir eğlenceye dönüştürebilirsiniz. İşte tavsiyelerimiz:

  1. Osman Hamdi Bey’in Hazinesi (Final Kültür Yayınları) – Lider Hepgenç: İstanbul Arkeoloji Müzeleri’ni ve Anadolu Medeniyetleri Müzesi’ni anlatan, içinde etkinlikler barındıran harika bir kaynak (3, 4 ve 5. sınıflar için).
  2. Müzede Neler Oluyor? (FOM Kitap) – Lider Hepgenç: Okul öncesi ve 1. sınıflar için, herhangi bir arkeoloji müzesinde uygulanabilecek etkinlikli bir hikaye kitabı.
  3. Katie ve Yıldızlı Gece (Yapı Kredi Yayınları): Dünyaca ünlü tabloların içine girerek sanatı keşfeden Katie’nin maceraları, çocukların resim sanatına ilgisini artırmak için birebir.

Müzeler, sadece geçmişin tozlu rafları değil; geleceğin sanatseverlerini, tarihçilerini ve eleştirel düşünen bireylerini yetiştiren devasa sahnelerdir. Çocuklarınızı müzelerle buluşturun, bırakın o tarihi koridorlarda kendi hikayelerini yazsınlar!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bazı kitaplar raflarda kalmaz. Elden ele
dolaşır, evden eve geçer; bazen bir arkadaş
sohbetine, bazen de sessiz bir geceye eşlik
eder.

İşte bu yüzden biz kitapları yalnızca
sayfalardan ibaret değil, insanlar arasında
köprü kuran araçlar olarak görüyoruz. pēji’de
seçtiğimiz her kitabı; bir şekilde birine
ulaşması, bir yer tutması, bir köprü kurması
için seçiyoruz.

Bize Ulaşın