Dünyanın En Çok Okunan 10 Kitabı

İnsanlığın Ortak Hafızasına Derin Bir Yolculuk

Kelimelerin; zamanı, okyanusları ve dilleri aşan o tuhaf, karşı konulmaz gücünü hiç düşündünüz mü? Bir yazarın, gecenin ıssızlığında, titrek bir mum ışığının ya da loş bir masa lambasının altında kâğıda döktüğü mürekkepler; yüzyıllar sonra dünyanın öbür ucundaki bir başka insanın zihninde görkemli şatolar, karlı ormanlar ve yıkılmaz imparatorluklar inşa eder. İyi bir kitap, sadece göz ucuyla okunup kütüphane rafına kaldırılacak ölü bir nesne değildir. O; içinize işleyen, ruhunuzun karanlık köşelerinde demlenen ve sizi yepyeni bir “düş gerçekliğine” fırlatan canlı bir organizmadır.

Bazı kitaplar vardır ki, bu kudreti öylesine mutlak ve kusursuz bir şekilde kullanmışlardır ki, sadece bir ülkenin, bir dilin veya bir kuşağın değil, tüm insanlığın ortak hafızası haline gelmişlerdir. Onlar, milyarlarca insanın gözyaşını, kahkahasını, öfkesini ve çocukluk heveslerini barındıran devasa ruh aynalarıdır. İnsanlık tarihi boyunca elden ele en çok dolaşan, başuçlarında en çok bekleyen, yıpranmış sayfaları arasında sayısız sır saklayan bu şaheserlerin yarattığı o atmosferik fırtınaya hiç kapıldınız mı?

İşte kelimeleriyle dünyayı fethetmiş, en çok okunan o ikonik 10 kitap ve bizi içine acımasızca çektikleri o büyüleyici evrenler! (Üstelik, bu devasa listenin o çok özel 3 eşsiz parçasını doğrudan Pejibooks raflarından, İngilizce dilinde keşfedebilirsiniz!)

1. İki Şehrin Hikayesi (A Tale of Two Cities) – Charles Dickens

(A Tale of Two Cities) – Charles Dickens

Neden Tüm İnsanlığın Ruhuna İşledi? “Zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü…” Edebiyat tarihinin en ihtişamlı, en sarsıcı başlangıç cümlelerinden biriyle açılır perde. Dickens, okurunu alır ve Fransız Devrimi’nin o kan kokan, paramparça olmuş Paris sokaklarından, sisli ve karanlık Londra taşlarına doğru amansız bir savruluşun içine fırlatır. Kitabı okurken, giyotinlerin o tüyler ürpertici sesini ensenizde hisseder; örgü ören, buz gibi bakışlı Madame Defarge’ın gözlerindeki intikam ateşinde yanarsınız.

Ancak bu kitap sadece bir devrimin ve dökülen kanların anatomisi değildir; aynı zamanda bir insanın, sevdiği kadının mutluluğu için göze alabileceği o devasa, akıl almaz fedakârlığın destanıdır. Sydney Carton’ın giyotine doğru yürürken mırıldandığı o son kelimeler, okurun boğazına öyle bir düğüm atar ki, kitap bittiğinde o düğümü çözmek günlerinizi alır. Dünyanın açık ara en çok okunan, en çok gözyaşı dökülen romanıdır.

2. Küçük Prens (The Little Prince) – Antoine de Saint-Exupéry


The Little Prince

Neden Tüm İnsanlığın Ruhuna İşledi? Büyümek denen o trajik ve acımasız yanılgıya karşı yazılmış en kibar başkaldırıdır Küçük Prens. Exupéry’nin uçsuz bucaksız, kavurucu Sahra Çölü’ne çakılan uçağının gölgesinde beliren altın saçlı bir çocuğun, yıldızlardan getirdiği o bilge hüznü anlatır. Çoğu insan onu bir çocuk kitabı olarak bilir; oysa o, yetişkinlerin işlerinin, rakamlarının ve kibrinin ardında unuttukları tüm doğruları suratlarına çarpan devasa bir felsefi metindir.

Tilki’nin o meşhur sırrını fısıldadığı anı hatırlayın: “İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman doğruyu görebilir; gerçeğin mayası gözle görülmez.” Baobab ağaçlarının tehdidini, bir cam fanus altındaki kibirli ama kırılgan gülü ve bir yılanın zehrindeki o tuhaf kurtuluşu okurken, kendi içinizdeki o küskün çocuğa sarılmak istersiniz. Sadece gözlerinizle değil, kalbinizin en derin odalarıyla okuyacağınız bu evrensel şaheseri, İngilizcenin o naif dokusuyla Pejibooks’tan hemen inceleyebilirsiniz.

3. Yüzüklerin Efendisi (The Lord of the Rings) – J.R.R. Tolkien

The Lord of the Rings

Neden Tüm İnsanlığın Ruhuna İşledi? Orta Dünya… Kendi grameri ve alfabesi olan dilleri, devasa sıradağlarla örülmüş haritaları, binlerce yıllık ırkları ve destansı tarihi olan; insan zihninin kalemle yaratabileceği en görkemli evren! Tolkien, bir masal veya bir edebi metin yazmadı; o adeta insanlığa alternatif bir mitoloji hediye etti. Karanlık gücün, o mutlak kötülüğün karşısında dikilen, dünyanın kaderini sırtlanmış küçük, tüylü ayaklı bir Hobbit’in iradesidir bu.

Kitabın sayfalarına dokunduğunuzda, Shire’ın o taze kesilmiş çimen kokusunu duyar; Lothlórien’in altın yapraklı ormanlarında elflerin söylediği o kadim, melankolik şarkılara eşlik edersiniz. Yüzüğün ağırlığı sadece Frodo’nun boynuna değil, sizin de göğsünüze çöker. Dostluğun, umudun ve karanlığa karşı yakılan o cılız ama inatçı ışığın en destansı halidir. Bir kez Orta Dünya’ya adım attığınızda, bir daha asla oradan tamamen çıkamazsınız.

4. Harry Potter Serisi (Philosopher’s Stone) – J.K. Rowling

Harry Potter Serisi (Philosopher's Stone)

Neden Tüm İnsanlığın Ruhuna İşledi? Merdiven altındaki tozlu, örümcekli bir dolapta uyuyan; itilip kakılan, gözlüklü ve yara izli yetim bir çocuğun, aslında devasa ve büyülü bir evrenin seçilmiş kahramanı olduğunu öğrenmesi… Açık konuşalım, hangimiz 11 yaşına bastığımızda penceremizi tıklatacak o baykuşu ve sarı parşömen kâğıdına yazılmış Hogwarts mektubunu beklemedik ki?

Rowling’in kelimeleri, sıradan ve gri dünyamızı bir anda renklendiren bir iksir gibidir. Hogwarts şatosunun o tekinsiz, hareket eden merdivenlerini, Büyük Salon’un havada asılı duran mumlarını ve eski büyü kitaplarının kokusunu zihnimizde öylesine gerçek kılmıştır ki; milyarlarca okur o şatoyu “ikinci evi” olarak benimsemiştir. Sihirli değneklerin, uçan süpürgelerin ve karanlık lordların ötesinde bu kitap; dostluğun, cesaretin ve “sevginin” dünyanın en kadim, en bükülemez büyüsü olduğunu kanıtlar.

5. Hobbit (The Hobbit) – J.R.R. Tolkien

The Hobbit

Neden Tüm İnsanlığın Ruhuna İşledi? Evinde, şöminesinin başında huzurla piposunu tüttüren, maceralardan nefret eden sıradan bir Hobbit olan Bilbo Baggins’in kapısını çalan 13 cüce ve uzun gri sakallı bir büyücü… Yüzüklerin Efendisi’nin o ağır ve epik savaşlarından önce yazılmış olan bu eser, Orta Dünya’nın en sıcak, en naif ve en masalsı serüvenidir.

Yalnız Dağ’ın derinliklerinde, altınlarının üzerinde uyuyan korkunç ejderha Smaug’a doğru yapılan bu yolculuk, aslında hepimizin içindeki o korkak ama gizemli potansiyelin hikâyesidir. Gollum ile o karanlık mağarada yapılan, ölümüne bilmece oyununu okurken nefesinizi tutarsınız. “Evden çıkmanın”, konfor alanını terk etmenin ve içinizdeki o gizli kahramanı keşfetmenin yazılmış en güzel, en masalsı övgüsüdür.

6. On Kişiydiler (And Then There Were None) – Agatha Christie

Neden Tüm İnsanlığın Ruhuna İşledi? Fırtınalarla dövülen, karayla tüm bağlantısı kesilmiş ıssız bir ada… Devasa, soğuk bir malikane… Birbirini hiç tanımayan, ancak hepsinin geçmişinde kanlı, karanlık sırlar saklayan 10 yabancı… Ve duvarda asılı duran tüyler ürpertici bir çocuk tekerlemesi eşliğinde, tek tek işlenen kusursuz cinayetler!

Polisiye edebiyatın tartışmasız kraliçesi Agatha Christie’nin yarattığı bu “kapalı oda” gizemi, okuyucunun zihniyle oynanan en akıl almaz edebi satrançtır. Kitabın sayfalarını çevirdikçe o adanın klostrofobik havası sizi boğabilir. Herkesin hem kurban hem de katil zanlısı olduğu o malikanede, siz de kendinizi o salondaki 11. kişi gibi hissedersiniz. Sıranın size ne zaman geleceğini, katilin kim olduğunu bulmak için çırpınırken, yazarın kurduğu o kusursuz ağın içinde dehşetle çırpınırsınız.

7. Alis Harikalar Diyarında (Alice’s Adventures in Wonderland) – Lewis Carroll


Alice's Adventures in Wonderland

Neden Tüm İnsanlığın Ruhuna İşledi? Saatli, yelekli beyaz bir tavşanın peşinden karanlık, dipsiz bir kuyuya düşmek… Ve mantığın, zamanın, aklın ve fizik kurallarının tamamen tepetaklak olduğu, muazzam bir delilik panayırına uyanmak! Matematikçi Lewis Carroll’un kelimelerle, sembollerle ve mantıkla adeta ip atladığı bu eser, edebiyatın en tuhaf başyapıtıdır.

Cheshire Kedisi’nin karanlıkta asılı kalan o sırıtışı, Çılgın Şapkacı’nın zamanın durduğu o absürt çay partisi ve “Kellesini uçurun!” diye bağıran Kupa Kraliçesi… Bu kitap bir çocuğun masum rüyası mı, yoksa yetişkin dünyanın katı kurallarına, bürokrasinin anlamsızlığına yazılmış ağır bir başkaldırı mı? Dilin nasıl ustaca eğilip bükülebileceğini görmek ve o meşhur tavşan deliğine siz de atlamak için, bu kült eseri Pejibooks üzerinden İngilizce dilindeki o muazzam kelime oyunlarıyla inceleyebilirsiniz.

8. Da Vinci Şifresi (The Da Vinci Code) – Dan Brown

Neden Tüm İnsanlığın Ruhuna İşledi? Gecenin köründe, Louvre Müzesi’nin soğuk mermerleri üzerinde işlenen ritüelistik bir cinayet… Sanat tarihi, kadim semboller, kriptoloji ve insanlık tarihini kökünden sarsacak, yüzyıllardır kanla korunan o devasa dini sır! Dan Brown, gerilim edebiyatına öyle bir adrenalin iğnesi yapmıştır ki, kitabı elinize aldığınızda uyumayı, yemek yemeyi unutursunuz.

Leonardo da Vinci’nin tablolarının arkasına gizlenmiş şifreler, Paris sokaklarında başlayan ve Londra kiliselerine uzanan o soluksuz kedi-fare oyunu, okuru adeta bir şifre çözücüye dönüştürür. Kitabı bitirdiğinizde “Son Akşam Yemeği” tablosuna, Mona Lisa’nın o gizemli tebessümüne bir daha asla eskisi gibi, sıradan bir gözle bakamazsınız. Gerçekle kurgunun o incecik çizgisinde dans eden, temposu asla düşmeyen bir edebi zekâ şovudur.

9. Aslan, Cadı ve Dolap (The Lion, the Witch and the Wardrobe) – C.S. Lewis
The Lion, the Witch and the Wardrobe

Neden Tüm İnsanlığın Ruhuna İşledi? Şehrin bombalarından kaçıp taşradaki eski bir malikaneye sığınan dört kardeş… Ve o evdeki eski, naftalin kokulu ahşap bir dolabın içinden, kürk mantoları yararak karlarla kaplı, sihirli bir ormana adım attığınız o büyüleyici an! C.S. Lewis’in yarattığı Narnia; konuşan kunduzların, faunların ve kötü kalpli Beyaz Cadı’nın bitmek bilmeyen o zalim kışına mahkûm olmuş efsanevi bir diyardır.

Ormanın ortasında yanan o yalnız sokak lambasını, Edmund’un aklını çelen o büyülü lokumların tadını ve ulu Aslan’ın taş masada yaptığı o devasa, göz yaşartıcı fedakârlığı okurken, iyiliğin ve cesaretin en saf haline tanık olursunuz. Sadece çocukların değil, içindeki o masalsı inancı kaybetmeyen herkesin sığınağı olan bu ahşap dolabın kapısını aralamak için, kitabın orijinal İngilizce baskısına Pejibooks aracılığıyla anında ulaşabilirsiniz.

10. Çavdar Tarlasında Çocuklar (The Catcher in the Rye) – J.D. Salinger

Neden Tüm İnsanlığın Ruhuna İşledi? Büyümenin o acımasız, ikiyüzlü ve sahte dünyasına (kendi deyimiyle “phonies” – sahtekârlara) atılmış en isyankâr, en saf ergen çığlığı! Okuldan atıldıktan sonra kırmızı avcı şapkasını kafasına geçirip, dondurucu New York sokaklarında geçirdiği o üç günlük melankolik ve kayıp yürüyüşü anlatan Holden Caulfield, kuşaklar boyunca milyonlarca gencin kendi “anlaşılamama” duygusunun ortak sesi olmuştur.

Central Park’taki gölet donduğunda ördeklerin nereye gittiğini dert edinen, çocukluğun o saf masumiyetini uçurumun kenarında (çavdar tarlasında) korumaya çalışan Holden’ın o umursamaz, alaycı ama derinden yaralı dili, okurunu ruhundan yakalar. Salinger, toplumun o boğucu kalıplarına sığamayan, ruhu kanayan herkes için bir sığınak yazmıştır.

Kelimelerin zamanı, sınırları ve bedenleri aşan bu büyülü gücü, bizi sürekli o dipsiz “düş gerçekliğine” geri çağırıyor. İnsan ömrü tek bir hayatı yaşamak için çok kısa; oysa kitaplar bize binlerce hayatı, çağları ve ruh hallerini vaat ediyor. Eğer siz de sadece kendi hayatınızı yaşamakla yetinmeyip, edebiyatın o devasa ve tekinsiz koridorlarında kaybolmak isterseniz Pejibooks’un uçsuz bucaksız İngilizce kitap koleksiyonu yepyeni bir evrenin kapılarını sizin için aralamaya her zaman hazır!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bazı kitaplar raflarda kalmaz. Elden ele
dolaşır, evden eve geçer; bazen bir arkadaş
sohbetine, bazen de sessiz bir geceye eşlik
eder.

İşte bu yüzden biz kitapları yalnızca
sayfalardan ibaret değil, insanlar arasında
köprü kuran araçlar olarak görüyoruz. pēji’de
seçtiğimiz her kitabı; bir şekilde birine
ulaşması, bir yer tutması, bir köprü kurması
için seçiyoruz.

Bize Ulaşın