Pēji Talks 1. Bölüm / Dijital Dünyada Kitap Okuyan Çocuk Yetiştirmek – Özge Lokmanhekim

Okuma eylemi, her şeyden önce bir kültür meselesidir. Dijital çağın baş döndürücü hızında çocuk büyütürken, ekranların cazibesine karşı hikayelerin derinliğini korumak ise günümüz ebeveynlerinin en büyük sorumluluklarından biri haline geldi. Pēji Talks podcast serimizin ilk bölümünde, ekranla büyüyen çocukların kitapla nasıl bağ kurabileceğini, nitelikli çocuk edebiyatının önemini ve dijital dünyada doğru kitap seçiminin stratejilerini çok kıymetli bir konukla ele aldık. Çocuk kitapları yazarı Özge Lokmanhekim, hem bir hukukçu hem bir anne hem de 20 kitabın yazarı olarak bizlere harika bir yol haritası sundu.

Avukatlıktan Çocuk Kitabı Yazarlığına Uzanan Bir Yolculuk

Pek çoğumuz Özge Lokmanhekim’i üretken ve başarılı bir çocuk kitabı yazarı olarak tanısak da onun arka planında güçlü bir hukuk kariyeri bulunuyor. Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezuniyetinin ardından Amerika’da Güney Texas Üniversitesi’nde arabuluculuk ve tahkim hukuku üzerine eğitim alan Lokmanhekim, Londra’daki hukuk stajının ardından Bilgi Üniversitesi’nde ekonomi hukuku (fikri mülkiyet alanında) yüksek lisansını tamamladı.

Uzun yıllar avukatlık yapan Özge Lokmanhekim’in yazarlık serüveni aslında üniversite yıllarında tutkuyla yazdığı seyahat blogu ile başlamış. Havayolu dergilerinde ve gazetelerde seyahat yazıları yazarken, oğlu Kemal’in dünyaya gelmesiyle hayatı tamamen yeni bir yöne evrilmiş. Çocukla gezilmez mitini yıkarak oğluyla dünyayı keşfeden yazar, bundan 13 yıl önce Türkiye’de çocuklara yönelik yerli atlas ve şehir kitaplarının eksikliğini fark ederek kolları sıvamış ve “Kemal’in Şehir Günlükleri” serisini hayata geçirmiş. Ardından yurt dışında Penguin Random House ve Cambridge gibi saygın kurumlarda çocuk edebiyatı üzerine eğitimler alarak bu alanda derinleşmiş.

“Çocuklar için yazmak benim için iki temel anlama geliyor: Birincisi, kendi meramımı, bana dert olan meseleleri kağıda aktarabilmek. İkincisi ise çok büyük bir sorumluluk. Çünkü dili doğru seçmeli, çocuğun hayal kurmasına aracı olmalı ve ona her koşulda umut vermelisiniz.”

Ekran ve Kitap Dengesi: Dijital Dünya Bir Tehdit mi?

Günümüzde ebeveynlerin en çok zorlandığı konulardan biri, çocukların tablet ve telefon taleplerine karşı kitap okuma alışkanlığını nasıl koruyacakları sorusudur. Özge Lokmanhekim, bu durumun zorlaşmaktan ziyade “şekil değiştirdiğini” belirtiyor. Hatta dünya genelinde eğitim sistemlerinde dijitalleşme dalgasının pedagojik sonuçları görüldükçe, basılı materyallere geri dönüş başladı.

Teknolojinin heyecanıyla okullara sokulan tabletlerin, çocuklardaki öğrenme seviyesini beklendiği kadar yükseltmediği; aksine çocuklarda stres ve dürtü kontrol bozukluğu yarattığı gözlemlendi. İngiltere’de yapılan yakın tarihli araştırmalar, okullarda uygulanan 3 aylık telefon ve tablet yasaklarının ardından çocukların daha iyi odaklandığını, daha kaliteli uyuduğunu, doğada daha çok vakit geçirerek sosyalleştiğini ve akademik başarılarının (test notlarının) kayda değer şekilde arttığını gösteriyor.

Teknolojiyi Bir Ödül, Kitabı Bir Ceza Haline Getirmeyin

Peki, bu çatışmayı yaşamadan dijital çağda çocuğa kitap sevgisini nasıl aşılayacağız? Özge Lokmanhekim’in bu konudaki altın kuralları şunlar:

  • Ödül-Ceza Sistemini Kaldırın: “10 sayfa kitap oku, sonra bir saat tablet oynayabilirsin” yaklaşımı en büyük hatalardan biridir. Bu yapıldığında teknoloji “ulaşılması gereken bir ödül/amaç”, kitap okumak ise “katlanılması gereken bir angarya/araç” haline gelir. Çocuk 21. sayfayı asla okumaz çünkü görevini tamamlamıştır.
  • Çocuğu Soyutlamayın: Anne ve baba salonda mısır eşliğinde televizyonda keyifle film izlerken çocuğa “Odana git ve kitabını oku” demek adil değildir. Çocuk orada bir aile ortamı ve keyif varken tek başına odaya gönderildiğinde dışlanmışlık ve cezalandırılmışlık hissi yaşar.
  • Teknolojiyi Kitaba Ulaşmak İçin Kullanın: Teknolojiyi tamamen dışlamak gerçekçi değildir. Çocuğunuz YouTube mu seviyor? O zaman YouTube’daki kitap kulüplerini ve kitap tartışma programlarını beraber izleyin. Dijital sesli kitap uygulamalarını özellikle İstanbul gibi yoğun trafiği olan şehirlerde yolculuk esnasında dinleme alışkanlığına dönüştürün. Artırılmış gerçeklik (AR) içeren, karekodlu kitaplar sayesinde hikaye kahramanlarının hologram gibi canlanmasını sağlayarak küçük yaş grubunun ilgisini çekebilirsiniz.

Zengin Bir Kelime Dağarcığının Sırrı: Nitelikli Edebiyata Maruz Kalmak

Çocukların kendilerini akıcı, uzun ve nitelikli cümlelerle ifade edebilmesinin temelinde erken yaşta maruz kaldıkları dilin kalitesi yatar. İnsan beyninin dil gelişimi üç aşamada gerçekleşir:

  1. Duyma
  2. Konuşma
  3. Yazma

Bir çocuk bir kelimeyi yeteri kadar duyup zihnindeki “duyma kotasını” doldurduktan sonra ancak onu konuşmasında kullanmaya başlar. Konuşma pratiğinde de yetkinleştikten sonra o kelimeyi yazabilir hale gelir. Dolayısıyla evde ebeveynlerin kitap okuması, zengin içerikli çocuk kitaplarının günün farklı saatlerinde (sadece uyku öncesi değil) çocuğa okunması, dil gelişimini doğrudan etkiler. Aynı kitabı defalarca, hatta milyonlarca kez okumak da bu sürecin bir parçasıdır; araştırmalar tekrarlı okumaların okuma becerilerini %40 oranında daha fazla geliştirdiğini gösteriyor.

Doğru Çocuk Kitabı Nasıl Seçilir?

Son 5-6 yılda çocuk kitapları sektörü niceliksel olarak muazzam bir büyüme kaydetti. Ancak bu fazla üretim, ne yazık ki nitelikli ve kaliteli içeriğe ulaşmayı zorlaştırarak ebeveynlerde ciddi bir kafa karışıklığı yarattı. Kitap seçimini iki ana başlıkta değerlendirmek mümkündür:

1. İhtiyaca Göre Kitap Seçimi (Didaktik Alan)

Çocuğun hayatındaki belirsizlikleri azaltmak ve kaygıyı gidermek amacıyla seçilen kitaplardır. Okula başlama, doktora/diş hekimine gitme, uçağa/trene ilk kez binme veya tuvalet eğitimi gibi geçiş dönemlerinde destekleyici unsurlar olarak kullanılırlar.

2. İlgi Alanına ve Keyfe Göre Kitap Seçimi (Okuma Kültürü)

Bu alanda çocuğa mutlaka özgür alan tanınmalıdır. Ebeveynlerin kendi beğendikleri kitapları dayatması yerine, çocuğun farklı yazarları ve çizerleri deneyimlemesine izin verilmelidir. Çocuklar resimli kitaplarda görseller üzerinden kendi estetik algılarını geliştirirler. Zamanla favori yazarlarını ve çizerlerini kendileri seçmeye başlayacaklardır.

Bunun yolu ise çocuğu kitabevi ve kütüphane kültürüne maruz bırakmaktan geçer. Tıpkı bir müzenin kuralları olduğu gibi, bir kitabevinin de kuralları ve adabı vardır. Kitaba nasıl dokunulacağını, raftan nasıl alınacağını ve nasıl yerine konulacağını küçük yaşta deneyimleyen çocuklar, bunu kalıcı bir yaşam kültürüne dönüştürürler.

Butik Çocuk Kitabevlerinin ve Çizgi Romanların Gücü

Büyük zincir mağazalarda personel sirkülasyonu çok hızlı olduğundan, çocuk kitapları bölümünde gerçek bir uzman danışman bulmak zordur. Oysa uzmanlaşmış, kürasyonu güçlü butik çocuk kitabevleri, çocuğunuzun o anki ruh haline veya özel ilgisine göre size 3-5 farklı alternatif sunabilir. Doğru yönlendirme, çocuğun kendi okuma yolculuğunu ve seveceği türü (tür janrasını) keşfetmesi için hayati önem taşır.

Ayrıca ebeveynlerin sıkça mesafeli yaklaştığı çizgi romanlar, aslında okuma kültürünün en güçlü tetikleyicilerinden biridir. Es geçilmemesi gereken faydaları ise yadsınamaz:

  • Görsel anlamda inanılmaz bir zenginlik sunar.
  • Nitelikli bir çizgi roman ortalama 7.000 kelime barındırır.
  • Sürükleyici yapısı sayesinde çocuğa bir kitabı “başlayıp bitirme” mutluluğunu ve başarma tatmini yaşatır.
  • Günümüzde dünya klasikleri bile çizgi roman formatına dönüştürülerek yeni nesle sevdirilmektedir. Bizlerin çocukluğundaki sınırlı “100 Temel Eser” alternatifsizliğine kıyasla, günümüz çocukları Red Kit, Teksas, Tommiks veya Tenten gibi klasiklerin çok ötesinde zengin bir seçkiye sahiptir.

Unutmayalım ki okuma alışkanlığı bir zorunluluk değil, bir kültür paylaşımıdır. Pēji ailesi olarak, sadece kitap sunan bir platform olmanın ötesinde, bu değerli okuma kültürünü büyütmek ve zihinlerde yeni alanlar açmak için buradayız. İlham dolu yeni sohbetlerimizde buluşmak üzere!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bazı kitaplar raflarda kalmaz. Elden ele
dolaşır, evden eve geçer; bazen bir arkadaş
sohbetine, bazen de sessiz bir geceye eşlik
eder.

İşte bu yüzden biz kitapları yalnızca
sayfalardan ibaret değil, insanlar arasında
köprü kuran araçlar olarak görüyoruz. pēji’de
seçtiğimiz her kitabı; bir şekilde birine
ulaşması, bir yer tutması, bir köprü kurması
için seçiyoruz.

Bize Ulaşın